23 Ekim 1947’de, Yafa yakınlarındaki Yebna’da dünyaya gözlerini açtı. 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında henüz altı aylık bir bebekken, ailesiyle birlikte doğduğu topraklardan koparılarak Gazze’deki Han Yunus Mülteci Kampına hicret etmek zorunda kalır.

Filistin’in Geleneksel Kıyafetleri ve Direnişin Sembolleri | Kültürel İnceleme
Filistinliler Nekbe Günü’nden (Filistinlilerin İsrail’in kuruluş tarihini “büyük felaket” olarak adlandırdıkları tarih) bu yana topraklarına yapılan bu işgali protesto etmek amacıyla direnişlerini; kültürlerine, müziklerine, halk oyunlarına ve geleneklerine yansıtmaya başladılar. Onlar için desenlerin ve renklerin yüklendiği anlam, en az Filistin tarihi kadar köklü olmalıydı. Bu geleneksel mirası birbirlerine aktarırken kumaşların, desenlerin ve renklerin de bir dili olmalıydı. Zira Filistin ve Kudüs konuşan taşların ülkesiydi. Orada zulme uğramış her şey bir direnişi temsil etmekteydi.

BURAK DUVARI | Şehirden İzler
Kudüs’ün kalbi Mescid-i Aksa’nın batı sınırını teşkil eden Burak Duvarı, sadece taştan bir yapı değil, İslam tarihinin en önemli mucizelerinden birinin yeryüzündeki nişanesidir. Müslümanlar için bu duvar, “İsra ve Miraç” mucizesinin ayrılmaz bir parçası ve Filistin toprağındaki İslami vakıf mülkiyetinin en somut belgesidir.

AHMED MANASRA | Portre
Ahmed Manasra, 22 Ocak 2002’de Doğu Kudüs’ün Beyt Hanina mahallesi’nde, kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi gündelik hayatını sürdürmeye, çocuklarını büyütmeye çalışan sıradan insanlardı. Ahmed’in tutuklanması, ailesi için tam bir kırılma noktası oldu. Anne ve babası, 13 yaşındaki oğullarının yetişkinler gibi yargılanmasına karşı yıllarca sürecek bir mücadeleye mecbur bırakıldı. Çocuklarının genç bir delikanlıya dönüşünü ancak fotoğraflardan ve avukat raporlarından takip edebildiler.

İSRA – MİRAÇ | Kavram Atlası
İsra ve Miraç, insanın sınırlarının değil, imanının ne kadar yükseğe ulaşabileceğini gösteren ilahî bir işarettir. Bu yolculuk, Allah’ın kulunu yalnız bırakmadığını hatırlatır. Namazla her gün yeniden hatırlanan hakikat, bu yolun ne kadar uzun ve meşakkatli olursa olsun Allah’a yönelen bir kalp için hiçbir mesafenin olmadığını gösterir.

HİND RAJAB’IN SESİ | Film İncelemesi
Filistin coğrafyasında on yıllardır sistematik bir şekilde devam eden soykırımı tek bir çocuğun hikâyesi üzerinden ele alan Hind Rajab’ın Sesi (The Voice of Hind Rajab), izleyiciyi devasa bir trajedinin merkezine davet ediyor. Beş yaşındaki Hind Rajab’ın sesi etrafında şekillenen bu anlatı, acıyı dramatize ederek tüketmek yerine, hakikati tüm çıplaklığıyla vicdanlara emanet ediyor. Yönetmen koltuğunda Kaouther Ben Hania’nın oturduğu film, Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülerek kurgunun sınırlarını aşan bu sarsıcı gerçekliğiyle büyük bir takdir topladı.

Ebu Ubeyde: Huzeyfe Abdullah el-Kahlut | PORTRE
Gerçek adı Huzeyfe Abdullah el-Kahlut olan Ebu Ubeyde, 1984 yılında Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda doğdu. Ailesi, 1948 Filistin-İsrail Savaşı sırasında haritadan silinen el-Mecdel (Askalan) hattının sürgün hikâyesini taşıyordu. Bu zorunlu sürgün, onun kurduğu her cümlenin görünmez zeminlerinden biri oldu.

Taksimden Dayanışmaya: Birleşmiş Milletler 29 Kasım Çelişkisi
Erva Esma GÜLER Filistin Devleti, tarih boyunca pek çok acıya şahitlik etmiştir. Bu acıların en önemlilerinden biri de, devlet topraklarının bir Yahudi devleti kurulması amacıyla bölünmesidir. Yahudi devleti olan İsrail’in kuruluşuna zemin hazırlayan ve uluslararası hukuk literatüründe Taksim Planı olarak anılan 181 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı, günümüzde hâlâ tartışmaların odağındadır. Filistin Topraklarının Son Yüz Yılı Filistin toprakları, 16. yüzyıldan 20....

Hanan Aşravi | Portre
Filistin mücadelesi, onlarca yıldır silahların gölgesinde, sınırların çizgilerinde ve müzakere masalarının soğuk yüzünde şekillendi. Ama bu mücadelenin bir de sessiz, görünmez ama derin bir boyutu vardı: düşünceyle, sözle ve ilkesel duruşla yürütülen bir direniş. İşte o çizginin en parlak isimlerinden biri Hanan Aşravi oldu. O, kelimelerle ördüğü bir dünya içinde, hem halkının hikâyesini taşıdı hem de adaletin dilini evrenselleştirmeye çalıştı.

Op. Dr. Taner Kamacı | Portre
Hekimliğin özünde saklı iki duygu vardır: vicdan ve insanlık. İşte bu iki duygunun ete kemiğe bürünmüş hali, Op. Dr. Taner Kamacı. Onun örnekliği yalnızca mesleğinde değil, aynı zamanda duruşunda ve yaşayışındadır.
